Mayıs 3rd, 2010 · Genel
Sevgili Uyku,
Iyisin hossun hatta tatlisin da senin ciddi bir zaman problemin var. Simdi soyle bi baktiginda senin hakkinda standartlar var, biz insanlarin bi gun icinde ne yaptigi ne ettigi belli. Gunduzleri gosterdigin performansi senden geceleri de bekliyorum, aksi takdirde kotu niyetli oldugunu dusunmeye baslayacagim. Radarli misin nedir deli gibi isim oldugunda gelip oturuyosun goz kapaklarimin ustune, itiyorum itiyorum gitmiyorsun iyice bi agirlik yapiyorsun.
Ozellikle de yapiyor gibisin bariz, senin yuzunden anne jargonuna baslica kaliplar disinda bir de ‘akşam yatmak bilmiyorsun sabah kalkmak bilmiyorsun’ kalibi eklendi, gece oyle ekrana bos bos bakip allam uykum gelse de uyusam sabah insan gibi hayatima devam etsem diyen bizler senin karsinda caresizce direniyoruz. Terbiyesizlik yapma lan, isim varken bi daha sakin gelme. Yoksa senin ustune fincan fincan kahve, enerji icecegi ve bi ton sey salarim. Esnemekten gozlerim yasariyor, duygusal anlar yasiyormus gibi oluyorum. Ben esnedigimde karsimda biri varsa o da esniyor, o esnedi diye ben tekrar esniyorum ve belirli bir kivama gelmis oluyoruz, yapilabilecek tek sey bi kenara kivrilmak. Profesyonel hayatta bi kenara kivrilmak diye bi sey yok canim, kan canagi goz diye bir sey var.
Cocukken de ne zaman odevim olsa manyak gibi gelir pesime takilirdin, beni gunluk planlarimdan etme. ciksari! Bundan sonra yalnizca yatay pozisyonda yatak ve benzeri yumusak bi yerdeyken geleceksin, planlarini ona gore yap. Kendi duzenin bozuk diye -ki kendine artis isim de bulmussun, bozuk uyku duzeni diye- benim duzenimi de bozamazsin, buna izin vermem.
Su an bu satirlari isime ara verip biraz utanir da gidersin diye yaziyorum. Ona gore bak. Optum, bay!
Eda
Mayıs 3rd, 2010 · Okuyucu
Sevgili Sivilce,
Düş artık biz yaşını başını almış insanların yakasından! İş görüşmesi öncesi olsun, mezuniyet balosunun hemen bir gün öncesi olsun, böyle olur olmadık zamanlarda, başka yer bulamamış gibi kulak içinde, ne bileyim, canlı yayında yapılan röportaj esnasında tv’ye çıkmak için aradan kafasını sallayan insan modeli gibi alnın tam ortasında birden bitivermen hiç hoş değil!
Dokunulmazlığın var zannediyorsan yanılıyorsun bak söyleyeyim. Sen benim canımı sıkma, yoksa ben seni sıkmasını bilirim!
Sıktım, pardon öptüm bay!
melankolikdeli
Nisan 30th, 2010 · Okuyucu
Sevgili IKEA,
Lütfen yeni taşınan modern çiftler için odak noktası olmaktan vazgeç! Madem Ümraniye, Bayrampaşa gibi muhitlerde mağaza açıyorsun, git onlara seslen.
Bunca zamandır motorlu taşıtlar ehliyetim var diye “Bizi IKEA’ya götür, sana da İsveç köfte ısmarlarız” diye kandırılan benden, hiç ihtiyacın olmamasına rağmen söğüşlediğin yüz milyonlardan utanmalısın.
Özellikle de; İsveç’ten tasarımcı çıkmaz dedirten, ne işe yaradığını anlamam 2 dakikamı alan, giriş sepetindeki 1-2 liralık şeylerle beni kandırıp arada karnımı doyurup sonra da “bu halı bu sepete sığmaz” diye beni söyletiyosun.
IKEA’cığım en bi anlamadığım şey ise; “Fırsat Köşesi” dediğin yerde ikiye bölünmüş dolabı 20 lira daha ucuza hem satıp, hem alıcıya paketletip, hem de kendisine monte ettirmendir. İnsanları bu hale sokan şeyin ise İsveç köftesinin sosu olduğunu da gayet iyi biliyorum.
Ocağıma incir ağacı ekeyazsan da yine öptüm bay!
Cüneyt Durukan
Nisan 30th, 2010 · Genel
Sevgili Konser Biletleri ve Onlarin Fiyatlari,
Konser biletleri sizinle baslayalim. Neden bitiyorsunuz arkadasim siz hemen? Bizkackisiyiz.com ki hop diye tuketiyoruz sizi, hayir siz kac kisiniz ki yetemiyorsunuz hicbirimize. Ben, sen ve o bilet bulamadigindan yakiniyorsa su konserlere, kim aliyor yahu sizi? Muzige gonul verip akabinde rakci olup bu ugurda aktif rol almaya basladigimdan beri hayalim bir gun basin olup – basin olmak – bileti oldugunuz seylere afedersiniz beles girmekti. Beles kelimesi bana cok ters geliyor da, bedava desem olmuyor, ucretsiz desem zaten sacmalik, neyse. Buyudum, gazeteci olmadim belki ama dergici oldum, bir nevi basin oldum, hicbir sey uzaktan gorundugu gibi degilmis iste o da yetmedi. Cok uzagiz zaman zaman, cok.
Gelelim bu mesafeleri ve serzenisleri ustlenen sebep konser biletleri fiyatlarina. Hop baksaniza bi, insenize asagi! Neden o kadar fazla, yuksek, cok, pahali, asirisiniz. Yukseklerde gozunuz mu var? Yok olmadi, gozunuz yukseklerde mi? Konser bileti fiyatlari bakin size soyluyorum. Bu isler boyle olmuyor, biz bi kere gonul verdik bu ise, o konserlere gidilecek. Bu ugurda onumuze cikan yegane engel de sizlersiniz. Istedigin kadar cok paran olsun, bunlardan bir tanesi 100kusur milyon olunca ustune de yaz mevsimi gelip sezon acilinca yine de bi paraya kiyamama durumu oluyor.
Ayrica konser biletleri size geri donuyorum, ona buna dagiliyorsunuz onceden yalakalik olsun diye. Sonra o hipsterlar bileti oldugunuz konsere ya gitmiyor ya ortam olsun diye gidiyor da iki dakika sonra cikiyor. Siz siz olun, degerinizi bilen adamin cuzdanina girin. Burada bu yasa gelip de sizin koleksiyonunuzu yapan, arada acip manyak gibi bakan tipler var. Ayakkabi kutularinda saklandiginiz icin bozuluyor olabilirsiniz ama insanlar icin o ayakkabi kutularinin anlamsiz bir onemi ve yeri var, yanlis anlamayin yani, iyi bir sey.
Dunyanin butun konserleri, birlesin! Tek festival olun gelin, festival ucuza geliyo.
Bi daha sakin ben almadan bitmeyin, fiyatlar siz de inin ordan asagi. Optum, bay!
Eda

mektubuma bir baska yaramla son vermek istedim, allah cezani verecek Depeche Mode.
Nisan 28th, 2010 · Okuyucu
Sevgili McDonalds’ın kadınlar tuvaleti,
Hangi şehirde ya da ülkede olduğunun bir önemi yok. Seni tanıdım tanıyalı leşsin, kalabalıksın, pis kokuyorsun. Ya bir de kadınlar erkeklere göre daha derli toplu, temiz olur derler, alakası yok. Geçen gün seni temizleyen teyze bile şikayet ediyordu kendi kendine, erkeklerin tuvaleti bile daha temizmiş.
Beni kadınlığımdan utandırma ey tuvalet! Kendine gel. Bir kere çöplerinden fışkıran o kağıt yığını ne öyle. Naapıyo bu kadar kadın bu kadar çok kağıdı??!! Kimbilir kaç tane ormanımız feda oluyo bu kağıtları elde etmek için. Bir de çöpün içine atılsalar keşke. Yok. İlla ki kenarda bir yığın olacak. Çöpteki kağıt olmayan, akla hayale sığmayacak diğer objelerden hiç bahsetmiyorum bile. Ne işi var onların orada?!
Senin görevin, amacın belli tuvalet. İzin verme öyle art niyetli insanların seni suistimal etmesine.
Öpemiycem, midem kalktı. Bay!
begburry
Nisan 26th, 2010 · Genel

Sevgili saçlarım,
Sizi severim, yalan söylemeyeyim şimdi. Sezar’ın hakkı Sezar’a fena değilsiniz. Belli ki siz de bunun farkındasınız. Yalnız sizinle büyük sorunlarım var…
Bir kere içinizde sensör falan mı var, ben ne zaman dışarı çıkmayacak olsam inanılmaz gözüküp, dışarı çıkacağım günün sabahı bir saçmalıyorsunuz. Bu nasıl bir mantıktır anlamıyorum. Hayır evdeyken havanızı sabahlığım ya da pijamalarım falan veriyorsa çıkarken de giyicem onları.
Ayrıca hiç şekil almıyorsunuz, fön çektiriyorum 1 saate bozuluyorsunuz. Babam da kuaför değil benim aaa!
Kahkül kestiriyorum hemen uzuyorsunuz, uzun saçlarımı özlüyorum fiiyuuu sizden tık yok. Ha bir de alıngansınız, tam diyorum ki saçlarımı kestirme zamanım geldi, bir bakıyorum yine iyi gözüküyorsunuz. 22 senedir beraberiz artık ortak bir dil kullansak diyorum!
Bakın yarın kuaföre gidiyorum, kestiririm 3 numara görürsünüz! Uyarmadı demeyin!
Öptüm her telinizden, bay!
e.
Nisan 25th, 2010 · Okuyucu
Sevgili ADSL faturası,
Daha dün gibi hatırlarım seni ödediğimi. Göz açıp kapayana kadar gene geldin, dayandın kapıma. Başımın üzerinde yerin var dedik, bağrımıza bastık. Ama yüzsüzlüğün bu kadarı. Hem benim etim ne budum ne ki o kadar parayı her ay sana vereyim.
Hadi hakkını versen neyse. Ara sıra yaptığın tutukluklar, yavaşlıklar da cabası. Bak fatura, akıllı ol aklını alırım.
Öptüm bay,
Begüm B.
Nisan 23rd, 2010 · Genel
**DİKKAT YAZI YOĞUN ŞİDDETTE WOW İÇERİR**
Sevgili Priest’ler ve Tank’lar,
Öncelik Tank’lar sizden başlayacağım, sizi yedirdik içirdik, besili hayvanlar gibi kıyafetleriniz var. Çalıştınız didindiniz, gayet güçlü adamlar oldunuz. Health’lere doyamıyorsunuz. O kadar büyüdünüz ama hala malsınız, kusura bakmayın. Instance’a girdiğimde bütün aggroyu ben alıyorsam sizi oradaki göreviniz ne? Öldürdüğümüz yaratıklarla yakın bir şekilde konuşmak mı? Seni aramızda seçip gidip konuş diye yollamıyoruz adamların ağzına. Sizin o aggroyu almanız lazım ki biz de büyülerimizi yapalım değil mi ama?! Ben Warlock halimle birkaç tane curse attım diye nasıl alırım ki o aggroyu? Aklım almıyor yani, sen orada napıyosun abii skill mi kasıyorsun? Yeri değil ulan! Nereye kaçacağımı şaşırıyorum resmen! O aggrolar bir dahaki sefere alınacak, o kadar!
Sıra geldi Priest’lere. Anlıyorum işiniz zor, hem büyü yapmaya çalışıp hem bizim Health’tir, Mana’dır kontrol etmeye çalışıyorsunuz. Ama size iki sözüm var. Birincisi, sırf merakımdan bi Priest karakter açtım, adım atsam level atlıyorum. Bu ne biçim iş arkadaş?!! Ben diğer kızımın level’larını arttırıcam diye nasıl kastım biliyor musun? Görevlerinde ayrı bir hoş, ya sana dokunmayan yaratıkları öldürüyorsun, ya çiçek topluyorsun ya da yine sana saldırmayan “HORDE”lara saldırıyorsun. Ah o Horde’lar yok muu.. Onlara da bir mektup yazardım ya çok büyük acılarım, travmalarım var…
Heh gelelim ikinci konumuza, diyelim ki bir Instance’a girdiniz, ilk baktığım şey bizi kimin heal edeceği, çünkü sizin oralarda olmanız aslında bizim için bir ölümsüzlük. Ama hepimiz birden nasıl ölmeyi beceriyoruz? Hiç bunu düşündünüz mü? Olmuyor canlarım, pıt pıt atladığınız o level’ların kıymetini bilmiyorsunuz. Şaman’lara yollayıp kursa sokucam sizleri, onlar şahane.
Öpüyorum ayrı ayrı (Horde’lar hariç, ölsün onlar), bay!
e.
Nisan 21st, 2010 · Genel

Sevgili Kalp,
Kaçan kovalanır, yok efendim ss kuralı diye diye senin de aklını çeldiler yıllarca. Nerede çile çektiren biri varsa banane bana bunu alıcan işte diye tutturdun, seni koşulsuz sevene de alyuvar kıvırdın. yahu sorarlar adama, çile bülbülü müsün?
Hadi sen kendi kendine acı çektiriyorsun, ya diğer organların suçu ne? Senin yüzünden mideye kramplar, göze yaşlar, sinir sistemine error’lar mavi ekranlar geliyor, organ dediğin bu kadar bencil olur mu? Şunun şurasında bir takım işi yapıyorsunuz.
Yarın öbür gün ya mide bana ne sindirmicem, akciğer bana ne temizlemicem, göz bana ne kırpmıcam derse kalp? Ha kalp? O zaman ben ne ettim, ben loblarımı nereye vurayım demeyecek misin?
Diyeceksin ya.
Hadi canım, hadi ciğerim (iltifat kabul et bunu) sen bünyeyi zorlama, ille çektireni isterim ben diye uykuları harap ettirme, hayatı çekilmez hale getirme.
Bak sana kalbini veren var karşında, boşuna bünyeye daha fazla zarar verme.
Öp bakayım onu da ben de seni öpeyim.
Hadi bay.
Cansu Elter
Nisan 21st, 2010 · Genel
Sevgili fıkra anlatan taksici,
Ben zaten taksiye bindiği zaman “acaba taksici nasıl çıkacak?” paniği yaşayan bir insanım. E bir yandan da “fıkra anlatılan insan” konumunda olmak zaten dünyanın en zor sınavlarından biri… E arkadaş sen ne acımasız bir kombosun peki?
Güzel fıkraya asla karşı değilim. İyi anlatılan, komik bir fıkra insanın gününü gün etmez belki; ama en azından “eh eh eh eh” diye bi sırıtırsın, keyiflenirsin iyi anlatılan fıkraya. E ama arkadaş;
1- Benim en son ilk okulda duyduğum fıkraları anlatıyorsun
2- Komik değilsin
3- Fıkra hiç komik değil
4- Gülmekten fıkrayı anlatmayı da beceremiyorsun
5- Her şeyden kötüsü: FIKRAYI AÇIKLIYORSUN BE ADAM!
Dünyanın en gerizekalı fıkrasını anlatıp onu niye açıklıyorsun ya!? Mal mıyım ben? Levent’ten Taksim’e giden bir insanın o fıkrayı anlayamayacağı fikrine nasıl ulaştın?
Bi de bir yandan gülmek zorundayım muhtemel bir “brain damage” yememek için; ama nasıl bir adamsın ki, ben güldükçe anlatıyorsun, güldükçe anlatıyorsun…
Bak belki 2 ay oldu, nasıl bir travma yaşattıysan atamıyorum üzerimden. Geceleri kan ter içinde fırlıyorum yataktan “Ya o değil de, şu Temel ne acayip ya MEHE MEHE MEHE!” diye…
Demin defterimin arasından sana yazdığım bir şiir çıktı, onu da paylaşayım da tam olsun.
Önce bir an gerildim, “bu doğru taksi mi?” derken
Paris’e gitmiyordum ya, inecektim zaten erken
Taksicinin fıkra anlatacağını eğer binmeden bilsem
Ümüğümü sıksalar binmezdim ki zaten.
Madem ki yol kısa, bari bineyim derken…
Beynim desen kurudu kaldı, anlattığın fıkralarla
Aşık atamaz oldum içi boş kuklalarla
Ya o değil de, şu Temel ne acayip ya MEHE MEHE MEHE!
Çağrı