Sevgili Bürokrasi…

Nisan 21st, 2010 · Okuyucu

Sevgili bürokrasi,

Bebelerimizi bilimin ışığında aydınlatalım istedik, okullarımıza teleskop kazandıralım istedik. Hani para pul da istemedik kimseden. Kendi çapımızda elimizden geldiğince bir şeyler yapmaya çabaladık. Onca işimizin, gücümüzün, çoluğumuzun, çocuğumuzun arasında gece gündüz el emeği göz nuru ile cam yonttuk, ayna yaptık, teleskop yaptık.

Bebelerimiz, hayallerindeki uzayı resmetsinler, halk tarafından en çok beğenilen resmin okuluna teleskobu verelim dedik. Gökbilim sevgisi aşılayalım dedik. Gökyüzünü uçan dairelerden, Ay, yıldız ve Güneş’ten ibaret bilmesinler, Galileo amcamızın 400 sene evvel yaptığı gibi Satürn’ün halkalarını, Jüpiter’in uydularını, Ay’ın kraterlerin gözlemleyebilsinler istedik.

İlk Teleskobum diye bir şey yaptık. Lakin senin engeline takıldık ve iznimizi alamadık. Aman napalım, bizim de iman dolu Sosyal Medyamız var. Öyle duyuramazsak böyle de elbet bir şekilde duyururuz sesimizi. Hadi öptüm bay!

Göktaşı

→ Kimse yorum yapmamış :/

Sevgili Sürekli Seyiren Kolum…

Nisan 20th, 2010 · Genel

Sevgili sürekli seyiren kolum,

Hasta ettin be beni! Yeter aaa!! Çin işkecesi gibi sürekli de devam etmezsin ki, arada bi soluklan otur şöyle. Bir rahatliyim di mi ben de?
Ama yok sen 1 hafta boyunca her gün saatlerce seyirmekten yorulmuyorsun, yorulduğun zamanda gidip gözüme veriyorsun nöbeti. Oh ne ala!?! Ben delirme nöbetini kime vereyim o zaman?

Git kendine çeki düzen ver, sinirlerin bozuksa yoga falan yap. Zira benim sabrım kalmadı!

Öptüm bay!

e.

→ Kimse yorum yapmamış :/

Sevgili Tembellik ve Calismamak Icin Yapilan Anlamsiz Hareketler

Nisan 20th, 2010 · Genel

Sevgili Tembellik ve Calismamak Icin Yapilan Anlamsiz Hareketler, ,

Ay sonunda maaslari sen yatiracaksan soyle, aksi takdirde mektubuma basliyorum. Efendim, duyamadim? Biliyordum zaten! Daha once motivasyona, konsantrasyona ve ilhama mektup yazdigim da oldu optum bay araciligiyla. Ama hicbiri senin kadar zor durumda birakmamisti beni, kendi caplarinda arada bir oyaliyorlardi o kadar.

Gunduz saatlerinde geliyor, aydinlik hava devam ettikce israrla yanibasimda oturuyor pesimi birakmiyorsun. Gece oldu mu sabir tasmasi durumunda basina geleceklerleri biliyor olmalisin ki havanin kararmasiyla beraber sivisiyorsun ortaliktan. Butun gun yapacagini yapip gece saatlerinde beni isle gucle yalniz birakman terbiyesizligin en buyugu! Sen yapacagini yaparken ben ve dadandigin diger tum sana karsi koyamayan insanlar hicbir sey yapamiyoruz. Sonra buyrun ‘asla yetismeyecek!’lere..

Icinizden en cok en son yapilacak hareketler dikkatimi cekiyor, ornegin benim su an niye optum bay’a yazdigimi asla kimse aciklayamaz. 7/24 toplantidayim, dunyanin en mesgul insaniyim imaji cizmeyi hic istemem ama gercekten su 3 gun normale gore bin kat daha fazla yogunum. Icebilecegim her seyi ictim, masamin uzerini defalarca duzelttim, her seyin yerini degistirdim, konusabilecegim arkadaslarimla en gereksiz konulari konustum, yapmamam gereken islerin buyuk bir kismini bitirdim. Simdi izninizle yavastan deadline beni yemeden islerimi yapmam lazim.

Simdi gidin persembeden sonra yine gelirsiniz, agirlayacagim soz. Opersem gidecek misiniz? O zaman optum bay!

Eda

→ Kimse yorum yapmamış :/

Sevgili Izlandali Volkan…

Nisan 19th, 2010 · Okuyucu

Sevgili Izlandali volkan,

Senin icinde birikmis gazlari bir anda salivermen ile hayalkirikligina ugrayan benimle birlikte kac bin tane insan var farkinda misin? Isimiz var gucumuz var, zar zor bi izin almisiz, gurbet elden memlekete gidiciiz diye kendimizi hazirlamisiz, hediyeler alinmis, randevular ayarlanmis… ama senin pirt yapasin gelmis. Ayip olmuyo mu yani? Ufaktan saliim, kimse rahatsiz olmasin deme yok, terbiyesizligin, densizligin bu kadari. Bu da yetmezmis gibi, icinde ne öldüyse artık yumurtayi animsatan bir koku yaydigi soylentileri yayiliyo etrafa. Henuz benim burnuma gelmedi, ancak, o sahane kokuyla birlikte partikul de cikartmayi becermen buyuk bir basari. Afferim afferim, boyun uzadi mi yani? Butun Avrupa’nin hava ulasimini engelledin?! Herkes kaldi oooyle haberlere odaklandi, en sevilen program Avrupa icin Hava Durumu oldu. Hadi onu gectim, icinde yillarca biriktirdigin gazlarinin eseri küller asit yagmuru haline donussun o zaman resmen isyan ederim haberin olsun. Senin yine de umrunda olmaz biliyorum ama olsun… Insallah seni tikiycak bi tipa bulurlar da icindeki kukurtdioksitli pirtlarla catlarsin.

Lanet olsun adamim ya!

Yoksa tabiat ana bize bisey mi ima etmeye calisiyosun Izlandali Volkan’i araci kullanarak? Ayip oluyo ama ne diyceksen direkt soyle… Ona gore kendimizi ayarliyalim… Insanligin karsindaki ezikligini kullanmak yanlis bisey kanimca, sana da ayrica hic yakismiyo.

Opulecek bi yanin yok senin, bay.

Özge Yurdal

→ 2 yorum var!

Sevgili Öptüm Bay’a Öptüm Bye diyenler

Nisan 19th, 2010 · Genel


Sevgili Öptüm Bay’a Öptüm Bye diyenler,

Sevgili okuyucularimizin cok sevgili bir kismi; sizi digerlerinden ayirdigimizdan degil ama size laflar hazirladik, sartlar oyle gerektirdi. Buyrun almaz misiniz? Blogumuzu okuyup guldugunuzu, ustune bir de sevdiginizi biliyoruz, blog da sizi cok seviyor ve hatta daha ne yapsin goruyorsunuz firsat buldukca opuyor da opuyor.

Fekat bizim bir adimiz var, onu da cok seviyoruz. Kusura bakmayin ama ondan feragat etmeyi de dusunmuyoruz. Blogun ismi kiss-kiss bye-bye degil, gayet ve son derece Turkce olmakla beraber ‘öptüm bay’. Hayir domain ismimiz bile bunun uzerine, nasil oluyor da bye diyebiliyorsunuz anlamiyorum. Yakin arkadaslarim olanlar, size de bir sey diyemiyorum, ‘yalniz o bye degil, bay tamam mi?!’ desem ‘aman iyi be’ diyeceksiniz. Sevimli blog uzerinden isimi goreyim de sonra ustume kalmasin.

Geldik ceza kismina. Bugune kadar hatali yazanlar 2 ortali harita metod (cizgili) defterinin son sayfasina kadar blogun dogru ismini yazacak. Pdf seklinde gonderirsiniz, notlari blog uzerinden aciklayacagim. Istediginiz satirdan baslayabilirsiniz.Fatoshopla kenar susu yapanlara ek puan verilmeyecektir. Copy paste yasak, el yazisi lutfen.

Optum bAy canlarim!

S.S.V.D.S.O.A. (Sizi Seven ve Daima Sevecek Olan Arkadasiniz) Eda

→ 2 yorum var!

Sevgili Kabarmayan Kek…

Nisan 18th, 2010 · Okuyucu

Sevgili kabarmayan kek,

Tam da ”hamdım,piştim,oldum” üçlemesinin üçüncü kertesinde hissederken kendimi, bu yaptığın reva mıdır bana? Pek ev kızı modunda olmamama rağmen gelen misafirlere tüm ukalalığımla tarif verme mertebesine erişmişken bu kendini bilmezlik neden? Ne demeye kabarmazsın, amacın ilgi çekmek onu anladık,ama haddini aşıyorsun dikkat et.

Ben ki kendimi yuvasında her daim sıcak aşın bulunduğu dişi kuş gibi hissetmeye başlamış, sevgilisinin kırk taklayla konuyu açtığı evlilik kurumuna insani yaklaşımlarda bulunmaya başlamış bir kızcağız iken bütün hevesimi fısss diye söndürdüğüne değdi mi söyle!! Bulduğum her tarifi noktası virgülüne değmeden yapmama rağmen nedir bu kabarmamaktaki inadın? Bir yerine iki hatta zaman zaman üçü bulan o kabartma tozlarıyla geçinememen,içine sindirememen bana olan garezin değil de nedir? Elimi attığım bütün hamurişlerinden alnımın akıyla çıkmışken, hatta kendimi hamurişlerinden sorumlu devlet bakanı ilan etmeme ramak kalmışken bütün karizmamı yerle bir ettin. İnada bindirdim, evdeki herkese günde 2 öğün kek pişirdim ama olmadı yine olmadı. Beş santimetreden fazla kabarsan içine kattığım onca cevize, kuru üzüme, havuça, bitter çikolataya yazık olmasa nolurdu? Bana acımadın ”ıssız adam”a konu olan havuçlu tarçınlı kekin de mi hatırı yoktu?

Binbir hevesle onca paraya aldığım pişirme setiyle birlikle tüm hevesimi dolaba kaldırdım.

Çok kırdın beni ama yine de öptüm, bay!!

Gizem Arda

→ Kimse yorum yapmamış :/

Sevgili Öptüm Bay…

Nisan 16th, 2010 · Okuyucu

Sevgili Öptüm Bay,

Tamam, seni seviyorum. Öpüp bay dediklerine çoğu zaman ben de öptüm bay diyorum. Hani dilin falan da çok eğlenceli. Bunlara hiçbir lafım yok. Hatta Sinem İzmirlilerle ilgili yazıyı yazdığında bile seni sevmeye devam ettim, o derece.
Ama şu seni okumanın zorluğu yok mu… İmleci getiriyorum, yazının üzerine koyuyorum, şöyle hafifçe bir seçeyim diyorum. Ne oluyor peki? Seçiyor, ama alt satırı! Hayır, ben gerizekalı falan mıyım? Ben alt satırı seçmek istesem alt satıra götürmez miyim imleci?

Eda’ya, Ezgi’ye, Çağrı’ya söyleyeyim bunu bir ara diyorum, ona da utanıyorum. Koskoca adam olmuş, hala parmakla takip eder gibi imleçle okuduğunu takip ediyor demezler mi adama? İmleci satırın ortasına getirip aşağı doğru seçip kaydırarak hızlı okumaya yardımcı oluyorum ben. Ama ne bileyim, dalga geçerler diye onlara da söyleyemiyorum işte.

Neyse ki çok uzun metinler bulunmuyor. Yoksa okuma alışkanlığımı değiştireceksin. Başka blogları okurken de bir satır üstten falan başlayacağım okumaya. Ha, bu arada… Hadi Safari’de yapıyorsun bunu. Chrome’un nesini beğenmiyorsun? İlla Firefox mu kullanacağım yani? Kullanacağım tarayıcıya sen mi karar vereceksin, ben mi?

Tamam, anlaşma yoluna gidiyorum o halde. Eğer beni uğraştırmayıp her yazıyı adresime APS ile yollayacaksan ya da telgraf çekeceksen sorun yok. Ama onu da yapmam diyorsan, senin için Firefox açmayacağım. Okuyan arkadaşlarıma sorarım, olmadı Friendfeed’deki yorumlardan falan anlamaya çalışırım artık.

Uzun lafın kısası, beni çok saçma bir nedenle yoruyorsun, öptüm bay!

Ozan Tortop

→ 1 yorum var!

Sevgili İstanbul Ulaşım Sistemi…

Nisan 15th, 2010 · Genel

Sevgili İstanbul Ulaşım Sistemi,

Bu mektuba başlarken kollarımı sıvadığımı belirtmek isterim. Bak kardeşim, sistem dediğinin oturmuş bir şekilde doğru işleyen bir şey olması gerekir. İnsanlara kolaylık sağlamalı, bir yerden başka bir yere olabildiğince hızlı ulaşmamız gerekir. Kafan karışmasın diye hemen sistemi olduğun şeyin adına bakıyoruz “ulaşım”. Bu sana ipucu olsun, ilerleyen hayatında işine yaracak emin ol.
Ulaşım demek bir metronun yolunda durması demek değildir, ulaşım demek trafikte saatlerini ziyan etmek değildir. Biz insanlar olarak önümüzde metro durduğunda onun kalkacağına inanırız, “BU METRO DEĞİL DİĞERİNE BİNECEKSİNİZ” diye bağıran adamları görmeye alışık değiliz. Keza biz ineceğimiz durakların anons edilmesini bekleriz, öteki durağın değil. Motor ve vapurların kalmasını 20 dk bekleyecek kadar boş zamanımız yok. Dolmuşlarda kafasına göre davranan şöförler görmek istemiyoruz. İstanbul’da yaşıyoruz, zamanın ne kadar değerli olduğunu az çok tahmin edersin.
Sevgili sistem, her gün farklı çeşitlerde sinir krizlerine sokuyorsun beni ve milyonlarca insanı. Seninle ilgili uzmanlık yapan birçok kişi var biliyorum ama bazen çalışcakları yerde ofislerinde çekirdek çıtlayıp Aşk-ı Memnu izlediklerine inanıyorum.
Eğer ki her metrobüs durağında bir izdiham oluyorsa, bu durumda bir yanlışlık vardır. Yeni yarattığın sistem işimizi kolaylaştırmak yerine zorlaştırıyorsa hata vardır. Bak ben bunu sadece bir vatandaş olarak anlıyorum, sen koskoca sistem hala nası anlamıyorsun lan? 2010′dayız hala tramvay altında can veren insanlar var. Yuh artık daha ne olmasını bekliyorsun ki?

Toplu işten çıkarma mı yaparsın, çözümü nerede bulursun bilemiyorum. Ama bir şeyler değil “doğru” şeyleri yapma vaktin geldi de geçiyor bile. Şu blogda bile bir sürü sana yazılmış mektup var be! 100. mektubun sana gelmesinin bir anlamı var anla artık!

Öpmüyoruz tükürüyoruz sana,

ezgi, Eda ve Çağrı

→ Kimse yorum yapmamış :/

Sevgili Ah

Nisan 14th, 2010 · Genel

Sevgili Ah,

Kimden aldım seni hiçbir fikrim yok…
Üzerime yapıştın kaldın. Hiçbir işim doğru düzgün gitmiyor. Bir bahtsızlık, bir kötü şanslılık, kötü karmalılık…

Yani diyeceğim şu ki, hangi mazlumun Ah’ı isen, aheste aheste değil de çabucak çık git dünyamdan gözünü seveyim.

Şöyle AhAhAhAh güldüğüm günler geri gelsin.

Öptüm al yanaktan, bay!

Aslı Topçu.

→ 2 yorum var!

Sevgili Boşluk Hissi

Nisan 13th, 2010 · Genel

Sevgili bosluk hissi,

Biz his deneni boyle bilmezdik, daha boyle canli, iyi bi’ sey olmasi lazimdi. Sen ne bos bi seysin, hicbir is yaptigin yok, bir tek sorun cikariyorsun. Simdi gelip oturuyorsun icimize, ee ne oldu? Bosluk oldu. E ama sen varken baska seyler olamiyor, nasi bosluk abi bu? Dolmus resmen, her yer kapilmis. Ortaligi karistirmaktan baska bir sey yaptigin yok, oyle bos bos dur butun gun afferim.

Biraz paylasimci ol, soyle azicik yana kay da baskalari da gelsin otursun, icim sisti! demeye raziyim, yeter ki sen kalk git bi sure. Geldigin zaman bana darallar da geliyor seninle beraber, cok fazla isi olmaktan beynin hepsini sifirlayip hicbir isi olmayana donusmesi asamasini yasiyorum. Bos bos bakiyorum, hayat bos geliyor, bos bos oturmak en sevdigim sey oluyor, herhangi bir seyi sevebildigim icin seviniyorum, sonra o his de hemen gidiyor, geriye bir tek sen kaliyorsun.

Su yazdiklarima bak, romantik oldum lan 2 dakikada, ben birazdan uzakta bi noktaya kitlenir oraya da bakarim dakikalarca. Bak karizmayi bozdurma bana, anlamsiz hareketleri sebebi berbat his arkana bakmadan uzaklas cok rica edicem.

Opmuyorum da zaten, bay!

Eda

→ 2 yorum var!